Senegal’in Başkenti Dakar’da Görülecek 12 Yer

Dakar, Batı Afrika’nın en renkli ve popüler şehri. Frankafon esintileri ve geleneksel Afrika kültürünün birleştiği bu metropol kentin ziyaretçilerini büyüleyecek birçok noktası var. Senegal’in başkenti Dakar’da görülmesi gereken 12 yeri sizin için listeledim.

1-Goree Adası

Goree, Dakar’ın kıyısında bulunan, 15.-19. yüzyıllar arası Afrika’nın en büyük köle ticaret merkezi olarak kullanılan turistik bir ada. Bu ada, Avrupalıların Afrika’da yerleştiği ilk toprak parçalarından biri. Goree Adası, günümüze kadar korunarak gelmiş eski Fransız Koloni binaları, dar sokaklar, nefes kesici güzellikte kumsallar, yüzlerce farklı renkte çiçek ve mimarlık harikası taş evler ile dolu. Karanlık koloni geçmişine rağmen Goree, Dakar’ın en turistik noktalarından biri. Goree’yi görmeden Dakarı gezdim demek olmaz.

Goree Adası hakkındaki “Goree Adası: Senegal’in Geçmişindeki Kara Leke” yazısında ada hakkında birçok farklı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Goree’nin eski Fransız Koloni binaları beni büyüledi

2-Pembe Göl (Retba Gölü)

Retba Gölü olarak da bilinen Pembe Göl, Dakar’a 1 saat uzaklıkta bulunan pembe renkte büyük bir tuz gölü. Burası dünyanın en büyük tuz kaynaklarından biri. Pembe Göl’de metreküp su başına düşen tuz oranı Ölüdeniz’den fazla. Burada suyun pembe rengi, yüksek tuz oranının yol açtığı bakteriler sonucunda oluşmuş. Suyun renk tonları sürekli değişiklik gösteriyor, ama pembe renginin en canlı görülebileceği dönem Kasım-Haziran ayları arasındaki kurak mevsim. Her yıl Pembe Göl’den binlerce kilo tuz çıkarılıyor ve burası bir çok bölge sakini için önemli bir gelir kaynağı. Yaklaşık 1000 işçi her gün bu gölden tuz çıkarıyor.

Gölden çıkarılan tuz kütleleri böyle paketleniyor ve Senegal’in farklı yerlerine gönderiliyor.

3-Afrika Rönesans Anıtı

Afrika Rönesans Anıtı, 49 metre uzunluğunda, bir adam, kadın ve çocuğu tasvir eden bronz bir anıt. Anıt, koloni dönemi ve tam bağımsızlık sonrası Afrika halkının yükselişi ve başarılarına adanmıştır. Bu yapının ilginç bir hikayesi var. 2010 yılında, Kuzey Koreli bir firma tarafından 27 milyon dolara inşa edilen Afrika Rönesans Anıtı, beraberinde büyük tartışmaları getirdi. O dönemde Senegal’in içinde olduğu büyük ekonomik buhranı görmezden gelip, bu anıtın inşaatına büyük miktarlar ödeyen devlet protesto edildi. Bu sebeple bazı Senegalliler bu anıtı bağımsızlığın simgesi olarak görürken bazıları ise anıtı yozlaşmanın kanıtı olarak kabul etmişlerdir. Afrika dışından gelen ve siyahi olmayan ziyaretçiler için giriş ücreti 5000 CFA, Afrikalı ve siyahi ziyaretçiler içinse giriş 1500 CFA.

Anıtın ayaklar altına serdiği manzara nefes kesici güzellikte: bir tarafta tarihi Mamelles Deniz Feneri, bir tarafta Afrika kıtasının en batı ucu olan Almedies kumsalları bulunuyor. Anıtı ziyaret eden birçok kişi, anıtın içini görmeden ziyaretlerini sonlandırıyor. Anıtın yapım süreci, Afrika koloniciliğinin tarihçesi gibi birçok farklı bilgiyi barındıran müzeyi ve anıtın en tepesinde bulunan gözlem odasını görmenizi tavsiye ederim.

Sol tarafta Afrika’nın en eski deniz feneri olan Mamelles, sağ tarafta ise Afrika kıtasının en batı noktası olan Almadies mahallesini görebilirsiniz.
Anıtın tepesindeki gözlem noktasından şehrin manzarası. Sağ tarafta Goree adası görülebilir.

4-Les Mamelles Deniz Feneri

Les Memalles, Afrika’nın en eski deniz feneri. Serin deniz esintisi, fenerin etrafında süzülen martılar ve havadaki deniz tuzu tadı… Afrika Rönesans Anıtı’na 20 dakika yürüme mesafesinde bulunan deniz fenerine yürümeden önce bolca su almanızı öneririm. Fenere çıkan yolun dik ve kıvrımlı olması sebebiyle yürümesi yorucu. Yürüyüş öncesi enerji depolamak isterseniz, Afrika Rönesans Anıtı’nın yanıbaşında bulunan Melo’s Patisserie aux Mamelles‘de kısa bir mola verip birkaç şey atıştırabilirsiniz. Deniz feneri çok eski ama iyi korunmuş. Rengarenk çiçekler ve sarmaşıklar ile sarılı bu tarihi yapıyı ziyaret ücreti 500 CFA.

5-Divinite Camisi

Divinite Camisi şehrin Ouakam bölgesindeki bir kumsalda bulunuyor. Geleneksel İslami tarz ve Afrika mimarisinin esintilerini taşıyan bu cami, Atlantik Okyanusu’nun kıyısında görkemli bir şekilde yükseliyor. Dakar’ın ana sahil bulvarı Route de le Corniche Ouest’in bağlandığı merdivenlerden inerek bu yapıya ulaşabilirsiniz. Caminin hemen yanında öğleden sonra taze okyanus balıkları bulabileceğiniz küçük bir balıkçı köyü var. Caminin cemaati çok misafirperver, ben Türk olduğumu söylemeden beni cami içine sohbet etmeye davet ettiler. İnternette bazı sitelerde belirtilen, bu camiye sadece Müslümanların girebildiği yönündeki bilgiler yanlış.

6-Ngor Adası

Afrika Kıtası’nın en batı adası

Ngor, Dakar’ın kuzey sahillerinin açıklarında bulunan, şehrin kalabalığından günübirlik kaçabileceğiniz küçük bir ada. Açıkçası, Goree ile karşılaştırıldığında Ngor boyut olarak daha küçük ve o kadar fazla görülecek yeri olmayan bir ada. Ngor Adası’nın çiçeklerle kaplı sokakları, nefes kesici güzellikteki kumsalları ve sevimli kafe-barları son derece huzur verici. Adayı baştan sona gezmek yaklaşık 30 dakika sürüyor. Bunun yanında sahilde bulunan kafe ve barlarda günün yorgunluğunu yemekler ve soğuk içkiler ile atabilirsiniz. Pembe Göl’ü ziyaretim sonrası dostum ve rehberim Amadou ile Ngor’da gezip bir şeyler yedik.

Dakar’dan Ngor Adası’na ulaşım çok kolay. Tek yapmanız gereken, adaya büyük botlar ile sefer düzenleyen, Ngor Ferry Services ile ulaşımı sağlamak. Bu en güvenilir ve hesaplı yol. Ngor Ferry Services aracılığı ile adaya gidiş geliş bilet ücreti 500 CFA. tutuyor. Özel tekneler ile giden ziyaretçilerin adada bırakıldığı ve tekne sahiplerinin geri dönüş için 10.000 CFA gibi uç fiyatlar talep ettiklerini duydum. Her zaman en güvenli yolu tercih etmekte büyük fayda var.

Dostum Amadou ile yemek yediğimiz, denizin hemen yanında bulunan kafe.
Botun gelişini bekliyoruz.

7-Village Des Artes (Dakar’ın Sanat Köyü)

Dakar’ın saklı hazinesi! Dakar’ın kalabalık sokaklarının ve gürültülü şehir yaşamının ortasında bulunan bir vaha olan bu sanat köyü, beni çok etkiledi. Village of Arts Dakar’da yaşayan Senegalli sanatçıların kurduğu küçük bir topluluk. Bu sanat köyü, internetteki seyahat rehberlerinde bulabileceğiniz bir yer değil. Ben burayı tesaadüf eseri Google Haritalar’da buldum ve ziyaret etmeye karar verdim. Village des Artes, özgün ve karakteristik atmosferi ile beni büyüledi. Burada her sanatçının kendine ait küçük bir stüdyosu var ve bazı sanatçılar kendi stüdyolarında yaşıyorlar.

Ziyaret ettiğim her stüdyoda çok sıcak karşılandım. Gönlü bol sanatçılar bana defalarca kahve ikram ettiler ve bir tanesi ile oturup Reggae bile dinledik. Bu Afrikalı sanatçıların çalışmaları paha biçilemeyek derecede özgün. Özellikle, orada tanıştığım Lassana Gassama isimli sanatçının çalışmaları beni çok etkiledi. Burayı ziyaret ederseniz, kesinlikle Lassana’nın stüdyosunu ziyaret edin. Kendisi o kadar iyi ve misafirperver ki, ben Lassana ile 1 saat muhabbet ettim.

8-Park Hann & Hayvanat Bahçesi

Park Hann, Dakar’ın “Central Park’ı”. Bu park, içinde etrafında binlerce farklı kuşun yaşadığı büyük bir gölü, hayvanat bahçesini ve bir botanik parkı barındırıyor. Park Hann, Senegal’de yaşayan hayvanların ve bitkilerinin sergilendiği geniş bir açık hava müzesi olarak kabul ediliyor.

Parkın girişini takip edip, büyük aslan heykeline ulaştığımda ilk olarak botanik parkını ziyaret ettim. Burada Senegal’in florasına ait birçok bitki görebilirsiniz. Gezime devam etmeden önce botanik parkın yanında bulunan Sürüngenler Evi’ne de uğradım. Burada birçok yılan, kertenkele ve farklı sürüngen var. Sürüngenler Evi çok bakımsız ve kirli bir yapı, ama Senegal’in doğasında bulunan onlarca farklı sürüngeni yakından görmek çok eğlenceli bir deneyimdi.

Küçük bir not:

Park Hann Hayvanat Bahçesi, hayvanların yaşam şartları göz önünde bulundurulduğunda, gezmesi çok üzücü bir yer. Küçücük kafeslere konulan sırtlanlar, aslanlar, şempanzeler ve diğer vahşi doğa hayvanlarının durumları içler acısı. Ben hayvanat bahçesine gitmeden önce, maymunları beslemek için muz, pringles, yer fıstığı gibi atıştırmalıklar aldım. Yukarıdaki paylaştığım fotoğraftaki olduğu gibi birçok sevimli maymunun mutlu anlarını kadrajıma sığdırdım. Hayvanat Bahçesi’ne giriş ücreti 5000 CFA.

Park Hann’daki son durağım, leylekler, martılar, pelikanlar, kazlar ve ördekler gibi binlerce farklı kuşa ev sahipliği yapan Hann Gölü oldu. Hayvanat Bahçesi’nin girişinden başlayan yolu düz takip edince göl sol tarafınızda kalıyor. Gölün kenarında bir terasın üstüne kurulmuş Pelican Restoran’da oturup serinledim ve buz gibi bir kola içtim.

9-Marche Kermel Pazarı

Marche Kermel Pazarı, 19. yüzyıl koloni döneminde inşa edilmiş ve günümüzde bir açık hava pazarı olarak kullanılan tarihi yapı. Pazarın içinde meyve, sebze, balık ve şarküteri ürünleri satılan birçok stand görmek mümkün. Burası genelde çok kalabalık oluyor, bu sebeple eşyalarınıza dikkat etmenizi öneririm. Pazar çalışanları ve satıcılar çok arkadaş canlısı. Pazara girer girmez yabancı olduğum için dikkat çektim ve birçok Senegalli benimle muhabbet etti. Ayrıca uygun fiyata hediyelik eşya almak isterseniz Marche Kermel Pazarı çok makul bir yer. Ama doğal olarak yabancıların, alışveriş için sıkı bir pazarlık yapması gerekiyor. Yabancılara teklif edilen fiyatlar normalin 2-3 katı.

10-Route de la Corniche (Corniche Bulvarı)

Dakar’ın batı sahilleri boyunca uzanan ve şehrin kuzey ve güney yakalarını bağlayan bu bulvar birçok turistik yeri barındırıyor. Route de la Corniche, Dakar’da yürüyüşler için en popüler nokta. Bulvarın kuzey başlangıç noktasından güney bitiş noktasına yürümek yaklaşık 2.5 saat sürüyor, okyanusun serin esintisi size eşlik ediyor.

Leopold Sedar Senghor Müzesi (Senegal’in ilk cumhurbaşkanı), Route de la Corniche bulvarı üzerinde bulunan en önemli noktalardan biri. Burası aslında bir müzeden ziyade halkın ziyaretine açık bir cumhurbaşkanlığı köşkü. Geleneksel Afrika kerpiç ev mimarisi tarzı ile inşa edilen köşkün içi modern Avrupa tarzı ile dekore edilmiş. Müzenin ziyaretçisi fazla olmadığı için, beni özel bir rehber gezdirdi ve Cumhurbaşkanı Senghor’un hayatı ve Senghor ailesinin nasıl ilginç ve modern bir aile olduğu hakkında birçok bilgi verdi.

Route de la Corniche Bulvarı’nın en karakteristik özelliklerinden biri, yol boyu uzanan kumsalların üzerinde birçok açık hava spor salonlarının olması. Senegalliler çok fit ve spor meraklısı bir millet. Şehrin dört bir yanında spor yapanlar insanları, Route la Corniche Bulvarı’nda da görebilirsiniz. Yürüyüşünüze biraz daha egzotik bir hava katmak isterseniz, yol kenarlarında taze dilim meyveler ve hindistan cevizi suyu satan satıcılardan atıştırmalık bir şeyler alabilirsiniz. Ben de taze meyveler, hindistan cevizi suyu ve serin rüzgar eşliğinde kumların üzerine oturup Atlantik Okyanusu’nun nefes kesici manzarasını izledim.

11-IFAN Müzesi

IFAN Müzesi, Senegal’in ve Afrika’nın belki de en önemli ve saygın sanat müzesi. Senegal’in yanında Mali, Fildişi Sahilleri, Gine ve Burkina Faso gibi birçok ülkeden geleneksel ve kabile yaşamı izlerini taşıyan sanat eserleri görmek mümkün. Frankafon Afrika’nın en büyük sanat koleksiyonuna sahip olan IFAN Müzesi, Afrikalı sanat öğrencileri için adeta bir okul. Dünya’nın en prestijli sanat etkinliklerinden olan Dakar Biennale’i de burada düzenleniyor.

12-Dakar Katedrali

Dakar Katedrali, küçük şapelleri ve büyüleyici iç tasarımı ile şehrin en büyük Hristiyanlık dini kompleksi. Ben bu katedrali pazar günü ziyaret ettim ve ayine katıldım. Dakar’ın çoğu Fransızlardan oluşan Hristiyan azınlığını görme şansını yakaladım ve katedralinin her köşesini etraflıca gezdim.

Argun Konuk
Argun Konuk

Türkiye ve dünyanın farklı yerleri hakkında seyahat ve tarih yazıları yazıyorum.

Diğer Senegal yazıları


Bunlar da ilginizi çekebilir